12 Ekim 2012 Cuma

Gurme Bebek





Çocuklarımızı sağlıklı beslemede en büyük yardımcılarımızdan Gurmebebek geçtiğimiz günlerde bir anne-blogger etkinliği düzenledi. Hafta içi olmasına rağmen öğle arasında fırsat bulup biraz geç de olsa etkinliğin bir kısmına katılma şansım oldu.  Etkinliğin uzman konuğu Kağıthane Devlet Hastanesi Başhekimi ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Gülsen Meral çok güzel bilgiler paylaştı. 

Etkinliğe adımı attığım anda ilk duyduğum cümle “Mükemmel yemek yapmak iyi anne olmak değildir!” Burdan yola çıkarak "Mükemmel yemek yapamayan da kötü anne değildir" di mi diye sormak istedim ama kendimi engelledim pek tabi ki :)

Kuzey’i büyütürken en az karşılaştığım sorun yeme sorunu, hemen hemen hiç olmadı diyebilirim.  Tabi ki her sebzeyi yemiyor baya yemek seçiyor ama bamya, fasülye, tüm bakliyatlar, bezelye, çok uğraşla semizotu yiyor bunun yanında et, köfte,tavuk ve balık en sevdikleri tabi pilav ve makarna taptığı yemekler :) Bunun yanı sıra atıştırmalık olarak fındık, badem, ceviz, kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı da pek sever. Bu zamana kadar çalışan ve uyku sorunuyla boğuşan bir anne olarak nasılsa çok yemek seçmiyor diyerek yedikleri ile idare ettim. İşin gerçeği aman lahana çok faydalıymış hemen yapayım, aman enginarda muhakkak yesin, allahım bu çocuk brokoli yemiyor diye kendimi paralayacak vaktim olmadığından kendimi mutsuz etmek yerine yedikleriyle yetinmeyi seçtim. Ama artık neredeyse 4 yaşına geliyor ve yavaş yavaş yeme alışkanlıkları iyice oturuyor. Farkındayım ki diğer sebzeleri hayatımıza soktum soktum yoksa çok geç olacak. Etkinlikte sevgili Gurme Anne Seda’nın yaptığı pırasalı köfteyi yiyince bayıldım -ki ben de maalesef çok sebze seçen doğru dürüst hiçbir sebzeyi yemeyen biriyim. Bu köftelere bayıldım ve birazda üzüldüm bu zamana kadar keşke bunu keşfedip pişirseydim bugün Kuzey pırasa da yiyor olabilirdi diye... Malum annelik hep kendini suçlu hissetme hali.

Gelelim etkinlikte tuttuğum notlarıma,

  • Çocukların öksürmesine izin verilmeli, öksürük hemen mudahale edip kesilmemeli. İlk 5 yaşa kadar SU en önemli öksürük şurubudur
  • Çocuğun burnunun açık tutulması çok önemlidir öksürüğü kesmede ciddi fark yaratır ayrıca ortam ısısının 20 derecenin altında tutulması da iyi gelir
  • Çocukların hastayken neye ihtiyacı olduğunu bilmek önemlidir. Çocuklar protein ağırlıklı beslenmeli ve bol sıvı almalıdır
  • Çocukların her türlü yağa ihtiyacı vardır, tereyağı, zeytinyağı, mısır yağı, çiçek yağı hepsinin ayrı ayrı faydaları vardır. Özellikle 2 yaşına kadar çocuğun yağ tüketimini kısmamak gerek ancak yağlar çok pişmeyecek yemek piştikten sonra üzerine eklenecek.
  • Eğer çocuğunuz balık yemiyorsa hayatın sonu değil günde 3-4 ceviz yemesi açığı kapamada çok faydalıdır
  • İlla balıkyağı gibi takviyelere gereksinim yok gıda yoluyla takviye çok mümkün
  • Çocukları yedirirken porsiyonları çok abartmanın hiç gereği yok 3 yaşında bir çocuk için 2 köfte hadi bilemediniz 3 köfte çocuğun et ihtiyacı için yeterli.
  • Yoğurt ve peynir gibi fermante olmuş ürünler SÜT’e nazaran daha faydalı
  • Pırasa piştikten sonra aynı gün tüketilmeli çünkü durdukça nitrat birikmesi oluşur
  • Yemeklerde deniz tuzu, tam bugday unu kullanmak çok önemli
  • Özellikle bizim gibi sürekli sağlık sorunu yaşayan çocukların beslenmesi diğerlerine göre 2 kat daha önem taşır
  • Kurufasülye pilav çok önemli bir yemek yiyin çocuklara yedirin :)
  • Çocuklara fazla olmamak şartıyla kalsiyum desteği verilebilir tabiki doktor tavsiyesiyle

Bunların dışında doktorumuzun söylediği çok güzel bir şey daha var “çocuğa sürekli bir şeyi yeme demek aslında onu ye demektir”. İnsan bu cümleyi duyunca bir duruyor ve "ama dur demeden nasıl alacağız önünü?" diye düşünmeden edemiyor. Eğer çocuğu sağlık besleyim derken her türlü hazır gıdadan yasaklamak yoluyla uzak tutarsak o çocuk ileride muhakkak gizliden gizliye onları yiyecektir diyor. Ve anlatıyor; kendi çocuğuna bir toplantı sırasında çok istediği için kola vermiş. Eşi çok karşı çıkmış ama Gülsen hanım diyor ki çocuk yetiştirmek satranç oynamak gibi ileriki hamleleri düşünmek zorundasınız. Kola istediği için çırpınan ve ortalığı birbirine katan çocuğa sonunda yenilip o kolayı vereceğinizi biliyorsanız başında verin o anki krizi geçiştirin sonrasında mücadeleyi verin. Bu mantık benim mantığımla çok örtüşüyor ben de çikolata yemesine ayda 2 kere cips yemesine izin veriyorum tatlarını biliyor canı çok istediğinde yiyebileceğini biliyor ama onların zararlı olduğunu çok yerse kendisine zarar vereceğini de biliyor. Bakkala girdiğimizde anne bugün cips alabilir miyim diye sorduğunda hayır oğlum daha zamanı gelmedi dediğimde tamam diyip tutturmuyor. Çünkü gerçekten biliyor ki ben onun o cipsi yemesine “zamanı geldiğinde” izin vereceğim.

Etkinlikte tadına baktığımız ve hepsini ayrı ayrı çok beğendiğim sağlıklı yiyeceklerin listesi aşağıda muhakkak deneyin çocuğunuz da siz de çok seveceksiniz,



Gerçekten haftasonu ilk iş olarak deneyeceğim pırasa köftesi şahaneydi tekrar yapanın ellerine sağlık :) İşte tarif

Yufkadan kıtır kıtır hazırlanmış Esra Sert yapımı anne cipsi :) Ben krem peynirlisini de deneyeceğim belki üzerine biraz da susam yakışır :) İste tarif

Avakado içerdiği yağ bakımından çok zengin bir besinmiş, yağ molekülleri anne sütüne de benzerlik gösterirmiş hiç bilmiyordum yediğimiz anne cipsinin batırılacağı çok güzel de bir sos yapmışlar; işte tarif

Poğaçanın da tadına baktım yumuşacık ve çok lezzetliydi, işte tarif

Hurmalı toplar bana uzak duruyordu ve sohbete daldığımdan tadlarına bakamadığım için çok üzgünüm ama eminim çok güzeldir malum hurma besin değeri çok kuvvetli bir yiyecek bunu da en yakında deneyeceğim; işte tarif
Gurme Anne Esra anne cipsini anlatıyor :)


Bir sonraki etkinlikte Gurme Bebeklikten mezun olanlar için Gurme Sıpa önlüğü istiyoruz :)

10 Ekim 2012 Çarşamba

Mickey'e gidecek uykusuz anne!

True Random Number Generator  7Powered by RANDOM.ORG

Uykusuz Anneler'in organizasyonunda Turkcell'in sponsorluğunda düzenlenen Mickey Muzik festivaline hediye kazanan sevgili AHU mail ve iletişim bilgilerini bana iletmeni rica ederim. Tebrikler!

9 Ekim 2012 Salı

Uykusuz Anneler ve Mickey El ele!



Yeni annelerin en büyük destekcisi  UYKUSUZ ANNELER Turkcell'in sponsorluğunda 13 Ekim Saat 12:00 de Trump Towers AVM de Mickey'nin Müzik Festivali'ne gidiyor ve diğer anneleri de davet ediyor. 

Bu güzel gösteriyi aynı dili konuştuğunuz ve hepsi birbirinden güzel annelerle birlikte izlemek istiyorsanız bu yazının altına yorum bırakan bir kişiye 2 kişilik bilet hediye edeceğim. Yorumda lütfen mail adresinizi yazmayı unutmayın!

Kuzey ve ben de orada olacağız, görüşürüzzz :)

2 Ağustos 2012 Perşembe

Kış Hazırlıkları Başlasın!

Evet daha Ağustos ayının başında kış'tan bahsetmek pek garip. Bütün kış yaz gelsin! yaz gelsin! diye nida atan insancıklar yazın kavrulan sıcağında tamam artık gidebilir yaz diye düşünüyor gizli gizli. Açıkçası ben bir sıralama yapacak olursam mevsimlerden en az yaz'ı severim. O yüzden yazın yavaş yavaş bitiyor olması benim için sorun teşkil etmiyor.

Her sene annem yaz sonunda kışa hazırlık domates sosu hazırlar, yaklaşık 100 kilo domatesten! Evet evet 100 kilo domates çok fazla görünüyor di mi insana :) Bunun 20-25 kilosunu bana verir böylece kış yemeklerinde mis gibi yaz domatesi kullanırız ve yemekler şahane olur salçaya gerek kalmaz. Bu sene kendi sosumu kendim yapmaya niyetlendim. 20 kg domates aldım temizlik için gelen abladan rica ettim sağolsun domatesleri rendeledi ve tencerelere taslara doldurarak bana hazır bıraktı.

Bir kere şunu söylemem lazım ki bu işin zor kısmı rendelemek, sonrası çok çok basit gerçekten herkes hazırlayabilir. Hem çok ekonomik -domatesin kilosunu 59 kuruştan aldım- hem de sağlıklı kışın yemeklerde salça ya da mevsimi olmayan domates kullanmak yerine miss gibi emeğinizle yaptığın sosu kullanmak gibisi yok. 

Rendelenmiş domatesler
Domatesler yaklaşık 5 dakika kaynayacak.
Rendelenmiş domatesleri tencereye boşalttım annem içine hiç bir şey katmadan sadece kaynatıyor ben internetten araştırmalarım sonucu her bir tencereye yaklaşık 1 bardağa yakın zeytinyağı koydum 1 yemek kaşığı da şeker. Her bir tencere yaklaşık 5 kilo domates aldı yani 4 tencere de kaynattım. Tencerelerin birine 4 tane sarımsak doğradım yani biraz deneme oldu kışın kullanırken tatlarına bakacağım ve seneye hazırlarken hangisi en iyi olduysa onu kullanacağım.  Bu işin püf noktası domates kaynar haldeyken fokur fokurken hemen kavanoza doldurup anında kapağını kapatıp ters çevirmek. Bana yardıma babam geldi her sene annemle yaptıkları için deneyimli tabi ben kavanozları doldurdum babam sağolsun hemen sıktı ve ters çevirerek tezgaha dizdi. Muhakkak ikinci bir kişi gerekiyor çünkü kavanozları kaynar kaynar doldurup hemen kapatmak lazım ki sıcakla hava sıkışsın kapak iyice sıkışıp hava çıkarmasın.

Dikkat edilecek noktalar,
  • Domatesleri tencereye koyduğunda kaynamadan önce bir iki fokur yapiyor alttan baloncuk gelir gibi sakın bunu kaynama sanmayın, ara ara karıştırın yukarıdaki foto gibi iyice fokur fokur kaynamalı
  • Arada muhakkak karıştır yoksa dibi tutabiliyor.
  • Kaynarken üzerinde oluşan köpükleri muhakkak almak lazım.
  •  Kavanozlara doldururken muhakkak karıştırıp koyulmalı çünkü suyu yukarı çıkıyor rendelenmiş taneler dibe çöküyor ben ilk 2 taneyi sırf üstten sulu doldurdum.
  • Kavanozları doldurur doldurmaz hemen kapatmak gerek yoksa hava geçirir bozulur.
  • Muhakkak elinize kavlu ya da bez alın kaynar sos doldurulmuş kavanozu elde tutmak imkansız elinizi de iyice örtün benim elime sos döküldü feci haşlandım.
  • Kavanozlara doldurduktan sonra ters çevirip bir gece öyle bekletiyorsun.
Kavanoza doldurulmuş ters duran kavanozlar


Domatesleri alırken 1,25tl den olan kırmızı biberlerden de 7 kg aldım. Normalde her sene kırmızı biberi alır fırınlar ve buzluk poşetlerine atarım. Ben genel olarak dondurulmuş üründen hep bir rahatsızlık duyuyorum o yüzden bu sene konserve yapmak istedim. Kırmızı biberleri iyice yıkayıp fırına attım. Malesef fırında biraz fazla tuttum hafif diri bırakmak daha güzel oluyor ama ben telaşeden kafam bir dünya olduğu için gerekenden biraz fazla tuttum. Biberleri soğuduktan sonra hızlıca kabuklarını soyup çekirdeklerinden şöyle gelişi güzel temizledim. Biberin saldığı suyu döktüm sonra biberleri kavanozlara doldurdum. Ocağa bir tencereye soguk su koydum altına bir bez üzerine kavanozları ters olarak kapattım ve yaklaşık 15-20 dakika kaynattım.



En son olarak Kuzey komposto çok sevdiği için bu sene kışlık komposto da hazırlamaya niyetlendim 5 kg sertlerinden şeftali aldım. Hepsini aynı güne sığdırmak delilik gibi gelebilir ama mutfak batmışken ve bir kez niyetlenmişken hepsini yapip bu defteri kapatmak en mantıklısı. Şeftalilerin kabuklarını soydum ve küp küp gibi elde hızlıdan doğradım. Şeftalileri sertlerinden seçtim çünkü komposta yapacağım için çok erisinler istemedim. Aslında komposto için sevgili portakal agaci Hatice'nin tarifini uygulayacaktım ama artık yorgunluktan ve deminde dediğim gibi kafam bir dünya olduğu için unutup kestiğim şeftalilerin üzerine şekeri döküp buzdolabına kaldırmış buldum kendimi annem öyle daha lezzetli olacağını söyler hep. Bu akşam eve gidince şeftalinin büyük çoğunluğundan komposto yapacağım bir kısmından da reçel yapacağım bunu yaparken soyulmuş badem de kullanmayı düşünüyorum bakalım nasıl olacak yarın onların bitmiş hallerini de eklerim.
Kompostoluk ayırdıklarıma az şeker koydum
Reçellik olana daha fazla şeker. 3kilo şeftaliye 3 bardan şeker koydum

Domateslerin rendelenmiş olması büyük kolaylık sağladı bana geri kalanları en fazla 2,5 saatte hallettim. İnsanın gözünde büyüyor ama sonra bütün kış emeğinle hazırladığın bu güzelleri yemek yorgunluğun yanında hiç bir şey değil. Evde daha 4-5kg kadar tatlı sivri biber var güzel ve çoook hamarat twitter arkadaşım Elif şahane bir tarif verdi onu yapacağım sonuçları da tabiki hemen yazacağım.

Umarım bunca hazırlığı güzel günlerde keyifle yemek kısmet olur.

Hadi afiyetle kalın
 



10 Temmuz 2012 Salı

AysunTheSütçü

2 Seneyi aşkın zamandır haftalık süt tüketimimizi çok sevgili Aysun'un çiftliği, Gündönümü Çiftliği'nden karşılıyoruz. Herkes gibi benim de çiğ sütün hijyeni, hastalıklara açık olması gibi endişelerim vardı ancak Aysun'un 7 senedir hastalıklardan arı sürüsü ve hep sevgi dolu bahsettiği kızlarıyla ilgili bilgi edindikçe endişelerim dağıldı. Zaten çocukluğumuzda hep mahallenin sütçüsünden açık süt alırdık o zamanlar şimdiki kadar sorgulamıyorduk her şeyi ve dedikleri gibi henüz bu kadar kirlenmemişti dünya...

Aysun, Çerkezköy'de 35 dönüm arazisi üzerine kurulu çiğ süt üreten Göndönümü çiftliğinin, insana pozitif enerji depolayan güzel sahibesi, kendini Aysun the sütçü diye takdim ediyor :) Çiftlik esasen büyük süt markalarına çiğ süt sağlıyor bunun yanı sıra, parekende tüketicelere de çig süt ulaştırabilen başarılı bir sistemleri var. İstanbul'u belirli bölgelere ayırmışlar haftanın her günü başka bölgeye dağıtım yapiyorlar, sistem şöyle işliyor size teslimat gününüzden bir gün önce sms ile çiftlikle ilgili kısa bilgi eşliğinde siparişinizin olup olmadığı soruluyor. O gün verilen siparişler ertesi gün adresinize teslim ediliyor. Eğer 4 hafta sipariş vermezseniz sms sisteminden çıkıyorsunuz.

Evimize gelen süt genellikle hemen o gün bir taşım kaynatılıp dolaba kaldırılıyor. Ertesi gün sütün üzerinde oluşan hatrı sayılır kaymak tabakasını bir süzgeçle toplayıp daha sonra Kuzey'in çorbasına makarnasına pilavına eklenmek üzere saklanıyor malum kilo sorunundan dolayı biz pek nasiplenemiyoruz bu enfes kaymaktan :)  Kalan sütün bir kısmıyla yoğurt mayalıyorum, bir kısmını da içmelik olarak ayırıyorum. Eskiden muhakkak çikolatalı muhallebi de yapardım uzun süredir pek yapmıyorum açıkçası. Kendi mayaladığım yoğurdun harika lezzetini tarif edemeyeceğim yiyen bilir ancak :)  Gerçekten "süt" içtiğimi hissediyorum Aysun'un sütünü içtiğimde. Zaten uzun ömürlü kutu sütleri oldum olası sevmez hep günlük süt kullanmaya çalışırdım artık çiğ süte alışmış biri olarak hiç kutu sütü eve sokmuyorum.

 Aysun'un süt dağıtımı yaptığı kişileri dahil ettiği bir de mail grubu var; burada yoğurt mayalamanın püf noktalarından, peynir yapımına süt kullanımına dair yazışmalar yapiliyor. Ben çok faydalanıyorum bu yazışmalardan, hatta bir gün  bir üye online dondurma yapımını anlattı adım adım herkes yaptı dondurmasını afiyetle yediler :)  Mail grubundaki bilgiler sayesinde artık bozulan sütü dökmüyorum hemen ocaga koyup tuz limon eşliğinde kestiriyorum harika peynir elde ediyorum ve evet itiraf ediyorum kendimi bunu yapabildiğim için çok başarılı zannediyorum :))

Aysun her senede bir kaç kez olmak üzere piknik düzenliyor bu sayede bizim gibi süt alanlar işletmeyi daha yakından tanıyor, kızları görüyor ve birbirimizle de tanışmış oluyoruz. İşte 27 Mayıs'ta katıldığımız piknikten fotoğraflar;





Çocuklar çiftliğe varır varmaz aaa kelebek aa kertenkele diye sevinerek şehir çocuğu olduklarını hemen belli ettiler.
İşte mAysun kısa bir hoş geldiniz konuşmasıyla çiftliği tanıttı.

İneklerin yem harici beslendiği kuru ot karışımı, cocuklar hemen gidip kurcaladı tabi ki :)



Aysun'un kızları

gerçekten pek bir güzeller



ilk başta ineklere dokunmaya çekinen zıpırlar sonra onları sevmeye doyamadılar :)

Hem sevmek istiyor hem çok tedirgin :)


Aysun çocukları tek tek omzuna alarak kızlarının arasında dolaştırdı.

minicik yavruları beslemekten o kadar zevk aldı ki

Aysun Hanım sağım aşamasını ve sütün depolanmasını anlatıyor Zıpırcanlarda arkada keşif yapiyor

Her sağımdan önce ineklerin memelerinin temizliğini anlatıyor

Aysun çocukları tek tek omzuna alarak kızlarının arasında dolaştırdı.

Çiftliğe kadar gidilmiş ineklerle tanışılmış geriye sütü lıkır lıkır içmek kalıyor

Herkesin nefis şeyler hazırladığı ortak masadan görüntü

Dönüş yolunda babayı arkada çocuklarla oturmaya ikna etmek çok akıllıca oldu :) Yoksa 2 saat 18kg Kuzey'i benim taşımam gerekecekti :)
Çiftlikte tanıtım turu attıktan sonra ortak alanda herkes bulduğu masaya kuruldu ben pek doğa yaşamına uyumlu olmayan biri olarak her yeri basmış tırtıllardan pek tedirgin oldum sürekli üzerime tırmanıp durdular :)  Ama tırtıllara ve kene ihtimaline rağmen Aysun ile tanışmak çok keyifliydi, çok zor ve meşakatli bir iş yapiyor gerçekten. Yaptığı işi ne kadar sevdiği her kelimesinden hatta yüzünün ifadesinden dahi belli oluyor. Daha tanımadan sevdiğim Aysun'u artık daha çok seviyor ve takdir ediyorum, iyi ki var.

Eğer siz de Aysun the Sütçü'nün güzel sütlerine ulaşmak isterseniz mail atabilirsiniz.

aysunthesutcu@gundonumu.biz.tr