Kuzey 2,5 yaşında anaokuluna başladı. İlk önce evimize çok yakın bir anaokulunu tercih ettik böylece kapıdan çıkınca yaklaşık 10 adım atıp yuvada olabiliyorduk. Gittiğimiz ilk yuva evimizin etrafındaki diğer yuvalara göre daha "profesyonel" görünüyordu, mahalle arası yuvası değil, birçok sosyal imkanı olan, işini ciddiye alan başarılı bir yuva olduklarına bizi ikna(!) ettiler. Doğruyu söylemek gerekirse bizim için tek önemli etken çocuğumuzun seveceği, sevgi dolu bir ortam olmasıydı yok bale dersi, yok at binme, aman efendim ingilizce dersleri hiç umrumuzda değildi zaten biz haftasonları mümkün olduğu kadar sosyal aktivite bulundurmaya özen gösteriyorduk ve çocuk daha 2,5 yaşındaydı tek ihtiyacı sevgi dolu bir ortamdı.
Ve yuvaya başladık. Aman allahım yuva yuva değil para emme makinası! Sürekli eve bir kağıt geliyor yok kırtasiye parası, bir örnek eşofman parası, antibakteriyel(!) temizlik parası? Nasıl yani yuvaya zaten az olmayan bir para ödüyoruz, temizlik parası dahil değil mi diye düşündük tabi ama sorgulamadık. Her hafta ata binme parası, okula gelen tiyatro parası ardı arkası kesilmiyor daha ilk 1 ayın içerisinde. Neyse dedik heralde her yer böyle sesimizi çıkarmadık elbet. Okuldaki sınıf öğretmeni hergün çantasına çocuğun o gün yaptığı şeylerle ilgili kısa notlar yazıyordu. Notlarda o gün yaptığı etkinlikler ve ögün yemeklerini yiyip yemediği gibi bilgiler yer alıyor. Bir gün babamız yine yurtdışındayken ananede kaldık, her anane gibi yufkayürekli anane torununun yuvada kahvaltı etmesine razı olmayıp kahvaltısını yedirip geç götürmeyi teklif etti. O akşam okuldan gelen not kagıdını okuduğumda içim bulandı. Notta: "Kahvaltısının tamamını yedi!" yazıyordu...
Evet kahvaltı saatinde okulda olmayan oğlum kahvaltısının tamamını yemişti! Okuldan gelen not kağıtlarında "herkez" ,"yanlız", "yalnış" kelimeleri hepten içimi bulandırmıştı en son okul kapısının girişindeki panoya kafam kadar büyük harflerle "FIRANSIZCA" yazdıklarında ve 3 gün boyunca bunun yanlış yazılmış olduğunu kimse farketmeyince artık hepten içim kalktı ama son nokta yine bu değildi.
Bir sabah Kuzey yuvaya girmek istemedi ve arkadaşlarına poğaca almak istediğini söyledi, biz de en yakın pastaneye gidip tüm arkadaşlarına poğaça aldık ve bir şey beni dürttü hadi ben de geleyim dedim. Kahvaltı yapılan yere geçtim ve çocuklar için tabldot şeklinde hazırlanmış kahvaltı tabağını gördüğümde beynimden aşağı kovalarca su süzüldü... Bir pasta tabağının içinde 1 dilim domates, 1 dilim salatalık evet evet yazıyla "bir" dilim salatalık serçe parmağımın tek boğumu kadar peynir ve 2 zeytin!!! Benim oğlum peyniri çok sever ve yer, tabi önünde bulursa! Yaz ayında bir dilim salatalık nedir ya ? Bir dilim domates nedir ? Yuva ucuz falan sanmayın sakın gayet hatrısayılır bir para veriyoruz, bizim yuvaya verdiğimiz parayla bir ay ev geçindiren binlerce aile var bu ülkede! Ve her anne gibi her şeyden kısılmasını anlarım ama bu çocukların yediğinden kısmayı asla kabul edemem, kahvaltıyı böyle çıkaran bir okul öğle yemeğini nasıl çıkarıyor acaba ile başlayan yüzlerce soru aklıma düştü tabiki...
Aslında yuvaya ilk götürdüğüm gün öğretmeni bana hiç danışmadan"al bakalım sana süpriz" diyip oğluma "sakız" uzattığında anlamalıydım. Bense sadece "biz bugüne kadar sakız vermedik bilmiyor çiğnemesini" demekle yetinmiştim.
Tabi ki bu yemek olayından sonra oğlumu bir daha o yuvaya göndermedim. Yuvayı arayıp kibarca oğlumu aldığımı göndermeyeceğimi söylediğimde yuvanın müdiresi ısrarla sebeplerini sorduğunda yine çok kibarca açıklama yaptım. Tabi ki inkar ettiler, sıfır olgunluk göstererek saçma sapan bir tutumda bulundular.
Anladım ki herkes kendini satarken hep allayıp pulluyor en güzel yanlarını sunuyor, yapılabilecek tek doğru şey sürekli tetikte olmak sürekli kontrol etmek ve hiç bir zaman tamamen güvenmemek gerekiyor.
ay okurken nasil üzüldüm.. iyi ki farketmis ve kurtulmussunuz.. diger meleklerinde kurtulmasi dilegiyle..
YanıtlaSilCok uzucu bir durum gercekten...
YanıtlaSil3 yıldır kızımız pendikte bir anaokulunda hiç bugüne kadar bu yönünü irdelememiştim ,tabiki nedenli iyidir diye soru işareti hep oldu ama içime kurt düşürdünüz , cok üzüldüm anlattıklarınıza , sizlere mutluluklar
YanıtlaSil