13 Aralık 2012 Perşembe

Süper Kahraman temalı doğumgünü


Doğumgünü kutlamalarını severim. Hayatım boyunca kendi doğumgünlerimde asla büyük organizasyonlar yapmadım ama bir pasta, içten güzel bir dilek, ufak bir hediye hep mutlu etmiştir beni. Genelde yakın arkadaşlarımın doğumgünlerini de önemsemişimdir. Ama insanın çocuğunun doğumgünü bambaşka bir şeymiş :) 
Kuzey'in doğumgünlerini de hep çok önemsedim ve seveceği şeyler yapmak istedim. Bu zaman kadar doğumgünlerini hep kendimiz için yaptık ama bu sene tamamen Kuzey odaklıydı. Bu yüzden onun yaşıtı ve çok sevdiği 5-6 arkadaşını ve annelerini kahvaltıya davet ettim. Çünkü çok kalabalık olduğunda çocuklar oynayamıyor telaşeden, gürültü, patırtıdan kimse ne yaptığını anlayamıyor.

Çok sevdiğim Yeşim dünyalar güzeli kızı Nil'in doğumgünü detaylarını vermişti o da her detayla kendisi ilgilenmiş ve çok güzel şeyler hazırlamıştı. Geçen yayınladığı gönderisinde tüm detaylarını paylaşmış. Çok hoşuma gitti çünkü bu tür durumlarda insanlar bildiklerini, yaptıklarını kendine saklamayı tercih ederler. Tek olmak, en güzel olmak, en en ... olmak takıntılı insanlar genelde böyledir ve sebebini asla anlayamamışımdır. Bu yüzden sevgili Yeşim'in paylaşımı çok hoşuma gitti, ben de kendi doğumgünümüzün detaylarını paylaşmaya karar verdim.

Kuzey gibi artık 4. yaşını kutlayacak bir çocuk genelde çizgi film karekterlerine ilgi duymaya başlıyor. Mickey mouse, Spongebob, Spiderman, Caillou, Pepe, Ben10, örümcek adam vs aklınıza gelen her karakter olabilir. Bunlardan birini seçip temayı belirlemek gerekiyor. Pinterest ve google aracılığıyla bir çok siteyi gözden geçirdim insanlar neler yapmış? Ben bunların ne kadarını yapabilirim? Kuzey hangilerini beğenir diye uzunca süre düşündüm.Ben bu sene için Marvel'in Avengers karakterlerini kullanmaya karar verdim ve onlara bir de Spiderman'i ekledim :)

 Biraz internette araştırmanın sonucunda yapacaklarımı aşağıdaki gibi belirledim.

1. Masanın üzerine çeşitli Marvel karakterleri
2. Kuzey 4 yaşında yazısı
3. Spiderman şekilli tabak ve peçete
4. Su şişesi etiketleri
5. Çikolata paketi için etiketler Bunu malesef unuttuğumu son anda farkettim ve yapamadım.
4. Çubuklar üzerine takılı Marvel karakterleri
5.Çocuklar için keçe'den Avengers karakterlerin maskeleri
6. Çocukların aktivite olarak boyayacakları sonrada yanlarında götürebilecekleri tahta parçaları
7. Doğumgünü pastası



Kuzey'in 1. yaşından beri pastalarını hep ben yaptım ilk yaptığım pasta bir felaketti gecenin 2 sinde iki göz iki çeşme ağlayıp bu saatte nerden pasta bulurum diye fenalık geçirdiğimi hatırlıyorum :)) Neyse ki zaman içinde eşe, dosta o kadar pasta yaptım ki düzeldi :) Bu sene keçe'den maskeleri yapmaya karar verdiğim için pastayı daha kolay, çok uzun saatlerimi almayacak şekilde yapmak istedim. Bunun için fotograf baskısı yapan bir pasta malzemecisine Avangers karakterlerinin olduğu bir fotograf gönderdim ve bunu bastırdım.Daha sonra aşağıdaki gibi pastanın içini hazırladım ve üzerini düz beyaz şeker hamuru ile kapladım. En son üzerine çok incecik bir kat kremşanti sürüp şeker hamurunun üzerine o bastırdığım fotografı çok dikkatli bir şekilde çıkartıp yerleştirdim.



Surf yaparken keçeden yapılmış çok güzel maskeler gördüm ve onlardan da yapmaya karar verdim. İnternetten iyice bakıp modelleri belirleyip önce gerekli renkler için keçe siparişi verdim. Bir silikon tabancası temin ettim ve başladım kesip yapiştirmaya :)Bu iş neredeyse 7-8 saati mi aldı. Ve son güne bıraktığım için istediğim kadar güzel olmadılar yine de çocuklar o kadar çok oynadılar ki bütün yorgunluğuma deydi. Bu maskeleri misafir çocuklara giderken hediye ettik hepsi çok mutlu oldular.








 Bu keklerin altlarını normal cupcake olarak hazırladım. Üzerleri için çok vaktim olmadığından bir arkadaşımdan yardım aldım. Kekler piştikten sonra üzerlerindeki şeker hamuru disklerini bal ile yapıştırdım.



 Demir adam, Hulk, Thor, Hawkeye, Kaptan Amerika gibi karakterlerin masa üstü figürlerini print aldım ve masanın çeşitli yerlerine yerleştirdim.
Su şişeleri etiketleri internette çok var istediğinizi seçebilirsiniz. Ben print almak için ofsete giderken flash diske karakterlerin fotograflarını almıştım orda tasarım işleriyle ilgilenen kişiden rica ettim iki dakika da şeritleri hazırladı ortalarına fotografları yapiştirdi ve print edilecek hale getirdi. Bu işlem içinde 4tl gibi bir tutar aldılar.





Bu ahşapların görüldüğü üzere avangers karakterleriyle ya da süper kahramanlarla hiç bir alakası yok :) Ama bu etkinliği doğumgününe eklemek istedim. Daha önce iyi cüceler kitapevinde ahşap boyama etkinliğine katılmıştık. Kuzey'in boyadığı roket o zamandan beri arabamın ayna kısmında asılıdır ve onu çok severim. Doğumgünü için çocuklara böyle bir şey yaptırmayı düşündüm hem eve dönerken küçük birer anıları olur diye. Babamım eli çok yatkındır ona yapabilir misin diye sordum. O da biraz tahta plaka ve kıl testeresiyle bu yandaki şekilleri yapmışlar açıkçası bayıldım birbirinden harika şekilleri hazırlamış uçlarına deri ip bağlamış ve boncuk takmış çok güzel oldular. Çocuklar boyarken çok zevk aldılar herkesin boyadığı ahşabı daha önceden aldığım spiderman poşetlerine koyarak bu etkinliği de süper kahramanlarla birleştirmiş oldum :)))


Keçe çalışmalarının bitmiş halleri :)

Kafamda planladıklarımın ve yapmak istediklerimin büyük kısmını zaman yetmediği için yapamadım çalışırken akşamları bir yandan bu hazırlıkları götürmek çok kolay değil ama yapabildiklerimle çocukların mutlu olması ve güzel vakit geçirmesinden çok ama çok mutlu oldum.

Siz de süper kahramanlı doğumgünü yapmak istiyorsanız aşağıdaki linkler işe yarayabilir ayrıca isterseniz bendeki şablonları da gönderebilirim.

Masa üstü avangers karakterleri
Hulk Maskesi
Demir adam Maskesi
Thor Maskesi
Kaptan Amerika Maskesi

Pinterest kullanıcıları için kendime yarattığım dosyada biriktirdiğim fotograflar belki size fikir verebilir, şurdan göz gezdirebilirsiniz.

Begendiniz mi ? :))


10 Aralık 2012 Pazartesi

Gitsek Gitsek Nereye Gitsek? Beden Atölyesi

Çocuklar için sağlıklı bir hayatı olması, kötü alışkanlıklardan uzak kalması, enerjisinin sürekli yüksek olması için spor yapmasının çok önemli rol taşıdığına inanıyorum. Çeşitli spor dallarına başlama yaşlarını araştırdığımda en erken başlanabilecek ve tüm sporlar için altyapı sağlayabilecek dalın jimnastik olduğunu gördüm. Vücuda esneklik sağlaması, vücudun kontrolünün geliştirilmesi için çok önemli bir spor dalı.

Daha Kuzey çok küçükken nerede olduğunu hatırlamıyorum ama bir yerde Beden Atölyesi ile ilgili yazı okumuştum tabi ki hemen not etmişim kaçar mı :) Beden Atölyesi'nin kurucusu milli jimnastikçi Ebru Karaduman, oldukça genç bir kadın girişimci :) Küçük yaş grubu için jimnastikle desteklenen oyun grubu dersleri ve yanılmıyorsam 4 yaş üzerine de jimnastik dersleri veriyorlar. Biz öncelikle bir deneme dersine gittik ve çok beğendik, aslında Kuzey'in yaşı küçüktü 3 yaşında normal dersler için küçük kaldığını söylediler ama biz baya bir ısrarla bir sınıfa alınmasını sağladık :) Kuzey komut alan bir çocuk öğretmenlerinin sözlerini gerçekten dinleyip çaba gösteriyor bu sayede derslerde sıkıntı yaşamadık. Ama çok büyük bir hata yaptık ki hala pişmanlık duyarım.
Daha önceki yazıda yazdığım gibi henüz 1 yaşına gelmeden "çocuğu nereye götürsem? ne yapsam?" diye araştırıp sürekli not almaya başlamıştım laftan sözden anlar ve komut alır duruma geldiğinde de derhal her yerden deneme dersleri alıp biraz kendimi kaybettim. Aynı dönemde sabah  09.00-10.00 arası çizgi çocuk atölyesi 'ne (ki burayı da bir sonraki yazıda anlatacağım harika bir yer!)sonra koştur koştur 10.30-11.30 arası beden atölyesine gidecek şekilde program yaptık. Kuzey ikisini de çok seviyordu ve çok severek gidiyordu ama nihayetinde çocuk 3 yaşında zaten hafta içi yuvaya gittiği için sabah saat 7 de uyanıyor haftasonu da yine aynı şekilde. Kahvaltıyı yolda süt-poğaca ile yapıp koşturmaya başlıyoruz. 2 ay devam edebildik 2 ayın sonunda "ben evde kalacağım, gitmek istemiyorum" demeye başladı önce resim atölyesini bıraktık sonra Beden Atölyesinin kapısına kadar gidip içeri girmemeye başladı bir iki denemeden sonra çocuğu zorlamamaya karar verip komple almak zorunda kaldık. Şimdi nasıl bir hata yaptığımı anlıyorum :((

Beden Atölyesi'nde en çok hoşuma giden jimnastik öğremenlerinin cana yakınlıkları ve güzellikleri. Zaten bahsettiğim gibi Ebru Karaduman oldukça genç biri, yanında çalışmakta olan asistanları da ciddi anlamda gençler. Bir görseniz cocukları içlerine sokacaklar sanki, o kadar seviyorlar o kadar ilgileniyorlar ki insanın hoşuna gitmemesi mümkün değil. Kim hangi çocuğu öpüyor kim kimi seviyor belli değil :)) Fotograflarda ve video'lardan bile o duyguyu görebilirsiniz.
Beden Atolyesi için eleştirebileceğim tek şey mekanın biraz küçük olması ve velilerin çocukları izleyememesi kesinlikle çocukların anne babalarını gördüğünde dikkatlerinin dağıldığını biliyorum ama arkasını göstermeyen camlar gibi bir düzenek ile velilerin izlemesi sağlanabilir acaba napiyor merakı çok fena :))
Araştırmacı anne olarak jimnastik ile ilgili bir çok okulu araştırdım bu işi profesyonelce yapan çok çok az yer var kluplerin jimnastik eğitimleri var ki onlar Beden atölyesi gibi oyun grubu karışımı bir eğitim kesinlikle vermiyorlar. Kulupler de disiplin çok daha fazla insan ilk başka bu disiplinden hoşlansa da çocuklar henüz bu kadar disiplini kaldırabilecek yaşta değilse ters tepme olasılığı çok yüksek. Bir de mahalle arası fitness salonlarında jimnastik dersleri oluyor kesinlikle kötü diyemem ama hiç biri içimize sinmedi.

Son olarak eğer çocuğunuz jimnastik eşliğinde güzel vakit geçirsin, yavaş yavaş sporun temellerini öğrensin isterseniz Beden Atölyesi'nin Suadiye, Ataşehir ve Levent şubelerinden birinden deneme dersi ayarlamanızı tavsiye ederim.

İlk deneme dersimizden video izlemek için buraya ve şuraya alayım sizi :) Arkadan kıkır kıkır gülmüşüm ne ayıp :)



kıyafetleri de pek güzel di mi :)

Dilara öğretmeni pek bi sevdik

iki koşu arası öğretmenleri öpmece :)

Beden atölyesinin internet sitesi;
http://www.bedenatolyesi.com

7 Aralık 2012 Cuma

Gitsek Gitsek Nereye gitsek? Kinder Musik

Kuzey küçükken bir an önce büyüse de birlikte etkinliklere gitsek diye hep bir sabırsızlık içerisindeydim. Daha 1,5 yaşındayken götürebileceğim müzik okullarını, spor okullarını, her türlü sanat etkinliğini araştırdım durdum. Bunları deneyebileceği yaşa geldiğinde bir çoğunu devam ettirememiş olsam da bir çoğuna götürdüm. Fikir olması açısından hepsinden bahsetmek istiyorum. Çocuğumu nasıl etkinliklere götürsem, nerelere gidebilirim diye düşünenlere belki bir parça fikir olması dileğiyle.

Çocuklara yönelik müzik eğitimi veren bir çok okul var bunlardan sanırım en bilinenlerinin başında Yamaha Class geliyor. Oğlu Yamaha'ya giden bir tanıdığımın tavsiyesi üzerine hemen irtibat kurup deneme dersi ayarladık. Açıkçası şanssızlık olsa gerek burayı tavsiye eden bir çok insanın aksine deneme dersinden pek memnun kalmadık. Öğretmenin davranışlarında bizi rahatsız eden şeyler olmuştu ama eğitimi çok sevdik, çocuklar çok eğlendi. Yamaha deneme dersi sonrası bu tarz eğitimleri araştırdık ve Kinder Musik eğitimi veren  Arsu Güzel Sanatlat Akademisi, ve Mine Kayadır Muzik Studyosu ndan deneme dersleri ayarladık. Arsu Güzel Sanatlar Kalamışta, Mine Kayadır ise Ataşehirde. Her ikisinden de memnun kaldık. Evimize daha yakın olduğu için Mine Kayadır'ı tercih ettik çok uzun süre devam edememiş olsak da çok keyifli geçti.

Yamaha'da mekan dolayısıyla dersinin biter bitmez hemen giyinip alanı terk etmeniz gerekiyor Mine Kayadır'da ise bir ev ortamı gibi olduğu için çocuklar ortalıkta dolanabiliyor piyano odasına geçip orada vakit geçirebiliyorlar. Bu benim için çok önemli bir artıydı.

Eğitime gelirsek, yeni doğandan itibaren başlıyor ve yanlış değilsem 5 yaşa kadar devam ediyor. Belirli bir program var ve yaş gruplarına göre her hafta işlenecek konu, söylenecek şarkılar ve kullanılacak materyaller belli. Değişik materiyaller ile farklı sesler çıkarıp hatta bu sesleri çok neşeli şarkılarla birleştirip kulakta yer etmesi sağlanıyor. Eğitim de kullanılan şarkılar %80 ingilizce. Beni bu eğitimler sırasında etkileyen bir bilgi vardı; Bebekler mükemmel kulakla doğar ancak bunu kullanmayı bilmediklerinden zamanla bu yetileri körelir demişti eğitmenlerden biri.Eğitimin amaçlarından biri de bu mükemmel kulağı geliştirmek. Bu eğitime uzun süre devam etmek isterdim ama Kuzey malum sürekli hastalanan bir çocuk olduğu için uzun süre devam edemedik.


Anneanne ile piyano çalmaca :)

Eğlence zamanı
herkes hazırlanırken bi takla atıvereyim!



Derslerde çektiğim iki kısa videonun da linki şurda ve burda :) Arkada cırlayan sesimden dolayı kusura bakmayın :))


Kindermusik eğitiminin ve Müzik okullarının linkleri,
http://www.kindermusik.com/
http://arsuguzelsanatlar.com/
http://www.yamahamuzikokulu.com/
www.minekayadirmuzikstudyosu.com/

12 Ekim 2012 Cuma

Gurme Bebek





Çocuklarımızı sağlıklı beslemede en büyük yardımcılarımızdan Gurmebebek geçtiğimiz günlerde bir anne-blogger etkinliği düzenledi. Hafta içi olmasına rağmen öğle arasında fırsat bulup biraz geç de olsa etkinliğin bir kısmına katılma şansım oldu.  Etkinliğin uzman konuğu Kağıthane Devlet Hastanesi Başhekimi ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Gülsen Meral çok güzel bilgiler paylaştı. 

Etkinliğe adımı attığım anda ilk duyduğum cümle “Mükemmel yemek yapmak iyi anne olmak değildir!” Burdan yola çıkarak "Mükemmel yemek yapamayan da kötü anne değildir" di mi diye sormak istedim ama kendimi engelledim pek tabi ki :)

Kuzey’i büyütürken en az karşılaştığım sorun yeme sorunu, hemen hemen hiç olmadı diyebilirim.  Tabi ki her sebzeyi yemiyor baya yemek seçiyor ama bamya, fasülye, tüm bakliyatlar, bezelye, çok uğraşla semizotu yiyor bunun yanında et, köfte,tavuk ve balık en sevdikleri tabi pilav ve makarna taptığı yemekler :) Bunun yanı sıra atıştırmalık olarak fındık, badem, ceviz, kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı da pek sever. Bu zamana kadar çalışan ve uyku sorunuyla boğuşan bir anne olarak nasılsa çok yemek seçmiyor diyerek yedikleri ile idare ettim. İşin gerçeği aman lahana çok faydalıymış hemen yapayım, aman enginarda muhakkak yesin, allahım bu çocuk brokoli yemiyor diye kendimi paralayacak vaktim olmadığından kendimi mutsuz etmek yerine yedikleriyle yetinmeyi seçtim. Ama artık neredeyse 4 yaşına geliyor ve yavaş yavaş yeme alışkanlıkları iyice oturuyor. Farkındayım ki diğer sebzeleri hayatımıza soktum soktum yoksa çok geç olacak. Etkinlikte sevgili Gurme Anne Seda’nın yaptığı pırasalı köfteyi yiyince bayıldım -ki ben de maalesef çok sebze seçen doğru dürüst hiçbir sebzeyi yemeyen biriyim. Bu köftelere bayıldım ve birazda üzüldüm bu zamana kadar keşke bunu keşfedip pişirseydim bugün Kuzey pırasa da yiyor olabilirdi diye... Malum annelik hep kendini suçlu hissetme hali.

Gelelim etkinlikte tuttuğum notlarıma,

  • Çocukların öksürmesine izin verilmeli, öksürük hemen mudahale edip kesilmemeli. İlk 5 yaşa kadar SU en önemli öksürük şurubudur
  • Çocuğun burnunun açık tutulması çok önemlidir öksürüğü kesmede ciddi fark yaratır ayrıca ortam ısısının 20 derecenin altında tutulması da iyi gelir
  • Çocukların hastayken neye ihtiyacı olduğunu bilmek önemlidir. Çocuklar protein ağırlıklı beslenmeli ve bol sıvı almalıdır
  • Çocukların her türlü yağa ihtiyacı vardır, tereyağı, zeytinyağı, mısır yağı, çiçek yağı hepsinin ayrı ayrı faydaları vardır. Özellikle 2 yaşına kadar çocuğun yağ tüketimini kısmamak gerek ancak yağlar çok pişmeyecek yemek piştikten sonra üzerine eklenecek.
  • Eğer çocuğunuz balık yemiyorsa hayatın sonu değil günde 3-4 ceviz yemesi açığı kapamada çok faydalıdır
  • İlla balıkyağı gibi takviyelere gereksinim yok gıda yoluyla takviye çok mümkün
  • Çocukları yedirirken porsiyonları çok abartmanın hiç gereği yok 3 yaşında bir çocuk için 2 köfte hadi bilemediniz 3 köfte çocuğun et ihtiyacı için yeterli.
  • Yoğurt ve peynir gibi fermante olmuş ürünler SÜT’e nazaran daha faydalı
  • Pırasa piştikten sonra aynı gün tüketilmeli çünkü durdukça nitrat birikmesi oluşur
  • Yemeklerde deniz tuzu, tam bugday unu kullanmak çok önemli
  • Özellikle bizim gibi sürekli sağlık sorunu yaşayan çocukların beslenmesi diğerlerine göre 2 kat daha önem taşır
  • Kurufasülye pilav çok önemli bir yemek yiyin çocuklara yedirin :)
  • Çocuklara fazla olmamak şartıyla kalsiyum desteği verilebilir tabiki doktor tavsiyesiyle

Bunların dışında doktorumuzun söylediği çok güzel bir şey daha var “çocuğa sürekli bir şeyi yeme demek aslında onu ye demektir”. İnsan bu cümleyi duyunca bir duruyor ve "ama dur demeden nasıl alacağız önünü?" diye düşünmeden edemiyor. Eğer çocuğu sağlık besleyim derken her türlü hazır gıdadan yasaklamak yoluyla uzak tutarsak o çocuk ileride muhakkak gizliden gizliye onları yiyecektir diyor. Ve anlatıyor; kendi çocuğuna bir toplantı sırasında çok istediği için kola vermiş. Eşi çok karşı çıkmış ama Gülsen hanım diyor ki çocuk yetiştirmek satranç oynamak gibi ileriki hamleleri düşünmek zorundasınız. Kola istediği için çırpınan ve ortalığı birbirine katan çocuğa sonunda yenilip o kolayı vereceğinizi biliyorsanız başında verin o anki krizi geçiştirin sonrasında mücadeleyi verin. Bu mantık benim mantığımla çok örtüşüyor ben de çikolata yemesine ayda 2 kere cips yemesine izin veriyorum tatlarını biliyor canı çok istediğinde yiyebileceğini biliyor ama onların zararlı olduğunu çok yerse kendisine zarar vereceğini de biliyor. Bakkala girdiğimizde anne bugün cips alabilir miyim diye sorduğunda hayır oğlum daha zamanı gelmedi dediğimde tamam diyip tutturmuyor. Çünkü gerçekten biliyor ki ben onun o cipsi yemesine “zamanı geldiğinde” izin vereceğim.

Etkinlikte tadına baktığımız ve hepsini ayrı ayrı çok beğendiğim sağlıklı yiyeceklerin listesi aşağıda muhakkak deneyin çocuğunuz da siz de çok seveceksiniz,



Gerçekten haftasonu ilk iş olarak deneyeceğim pırasa köftesi şahaneydi tekrar yapanın ellerine sağlık :) İşte tarif

Yufkadan kıtır kıtır hazırlanmış Esra Sert yapımı anne cipsi :) Ben krem peynirlisini de deneyeceğim belki üzerine biraz da susam yakışır :) İste tarif

Avakado içerdiği yağ bakımından çok zengin bir besinmiş, yağ molekülleri anne sütüne de benzerlik gösterirmiş hiç bilmiyordum yediğimiz anne cipsinin batırılacağı çok güzel de bir sos yapmışlar; işte tarif

Poğaçanın da tadına baktım yumuşacık ve çok lezzetliydi, işte tarif

Hurmalı toplar bana uzak duruyordu ve sohbete daldığımdan tadlarına bakamadığım için çok üzgünüm ama eminim çok güzeldir malum hurma besin değeri çok kuvvetli bir yiyecek bunu da en yakında deneyeceğim; işte tarif
Gurme Anne Esra anne cipsini anlatıyor :)


Bir sonraki etkinlikte Gurme Bebeklikten mezun olanlar için Gurme Sıpa önlüğü istiyoruz :)

10 Ekim 2012 Çarşamba

Mickey'e gidecek uykusuz anne!

True Random Number Generator  7Powered by RANDOM.ORG

Uykusuz Anneler'in organizasyonunda Turkcell'in sponsorluğunda düzenlenen Mickey Muzik festivaline hediye kazanan sevgili AHU mail ve iletişim bilgilerini bana iletmeni rica ederim. Tebrikler!

9 Ekim 2012 Salı

Uykusuz Anneler ve Mickey El ele!



Yeni annelerin en büyük destekcisi  UYKUSUZ ANNELER Turkcell'in sponsorluğunda 13 Ekim Saat 12:00 de Trump Towers AVM de Mickey'nin Müzik Festivali'ne gidiyor ve diğer anneleri de davet ediyor. 

Bu güzel gösteriyi aynı dili konuştuğunuz ve hepsi birbirinden güzel annelerle birlikte izlemek istiyorsanız bu yazının altına yorum bırakan bir kişiye 2 kişilik bilet hediye edeceğim. Yorumda lütfen mail adresinizi yazmayı unutmayın!

Kuzey ve ben de orada olacağız, görüşürüzzz :)

2 Ağustos 2012 Perşembe

Kış Hazırlıkları Başlasın!

Evet daha Ağustos ayının başında kış'tan bahsetmek pek garip. Bütün kış yaz gelsin! yaz gelsin! diye nida atan insancıklar yazın kavrulan sıcağında tamam artık gidebilir yaz diye düşünüyor gizli gizli. Açıkçası ben bir sıralama yapacak olursam mevsimlerden en az yaz'ı severim. O yüzden yazın yavaş yavaş bitiyor olması benim için sorun teşkil etmiyor.

Her sene annem yaz sonunda kışa hazırlık domates sosu hazırlar, yaklaşık 100 kilo domatesten! Evet evet 100 kilo domates çok fazla görünüyor di mi insana :) Bunun 20-25 kilosunu bana verir böylece kış yemeklerinde mis gibi yaz domatesi kullanırız ve yemekler şahane olur salçaya gerek kalmaz. Bu sene kendi sosumu kendim yapmaya niyetlendim. 20 kg domates aldım temizlik için gelen abladan rica ettim sağolsun domatesleri rendeledi ve tencerelere taslara doldurarak bana hazır bıraktı.

Bir kere şunu söylemem lazım ki bu işin zor kısmı rendelemek, sonrası çok çok basit gerçekten herkes hazırlayabilir. Hem çok ekonomik -domatesin kilosunu 59 kuruştan aldım- hem de sağlıklı kışın yemeklerde salça ya da mevsimi olmayan domates kullanmak yerine miss gibi emeğinizle yaptığın sosu kullanmak gibisi yok. 

Rendelenmiş domatesler
Domatesler yaklaşık 5 dakika kaynayacak.
Rendelenmiş domatesleri tencereye boşalttım annem içine hiç bir şey katmadan sadece kaynatıyor ben internetten araştırmalarım sonucu her bir tencereye yaklaşık 1 bardağa yakın zeytinyağı koydum 1 yemek kaşığı da şeker. Her bir tencere yaklaşık 5 kilo domates aldı yani 4 tencere de kaynattım. Tencerelerin birine 4 tane sarımsak doğradım yani biraz deneme oldu kışın kullanırken tatlarına bakacağım ve seneye hazırlarken hangisi en iyi olduysa onu kullanacağım.  Bu işin püf noktası domates kaynar haldeyken fokur fokurken hemen kavanoza doldurup anında kapağını kapatıp ters çevirmek. Bana yardıma babam geldi her sene annemle yaptıkları için deneyimli tabi ben kavanozları doldurdum babam sağolsun hemen sıktı ve ters çevirerek tezgaha dizdi. Muhakkak ikinci bir kişi gerekiyor çünkü kavanozları kaynar kaynar doldurup hemen kapatmak lazım ki sıcakla hava sıkışsın kapak iyice sıkışıp hava çıkarmasın.

Dikkat edilecek noktalar,
  • Domatesleri tencereye koyduğunda kaynamadan önce bir iki fokur yapiyor alttan baloncuk gelir gibi sakın bunu kaynama sanmayın, ara ara karıştırın yukarıdaki foto gibi iyice fokur fokur kaynamalı
  • Arada muhakkak karıştır yoksa dibi tutabiliyor.
  • Kaynarken üzerinde oluşan köpükleri muhakkak almak lazım.
  •  Kavanozlara doldururken muhakkak karıştırıp koyulmalı çünkü suyu yukarı çıkıyor rendelenmiş taneler dibe çöküyor ben ilk 2 taneyi sırf üstten sulu doldurdum.
  • Kavanozları doldurur doldurmaz hemen kapatmak gerek yoksa hava geçirir bozulur.
  • Muhakkak elinize kavlu ya da bez alın kaynar sos doldurulmuş kavanozu elde tutmak imkansız elinizi de iyice örtün benim elime sos döküldü feci haşlandım.
  • Kavanozlara doldurduktan sonra ters çevirip bir gece öyle bekletiyorsun.
Kavanoza doldurulmuş ters duran kavanozlar


Domatesleri alırken 1,25tl den olan kırmızı biberlerden de 7 kg aldım. Normalde her sene kırmızı biberi alır fırınlar ve buzluk poşetlerine atarım. Ben genel olarak dondurulmuş üründen hep bir rahatsızlık duyuyorum o yüzden bu sene konserve yapmak istedim. Kırmızı biberleri iyice yıkayıp fırına attım. Malesef fırında biraz fazla tuttum hafif diri bırakmak daha güzel oluyor ama ben telaşeden kafam bir dünya olduğu için gerekenden biraz fazla tuttum. Biberleri soğuduktan sonra hızlıca kabuklarını soyup çekirdeklerinden şöyle gelişi güzel temizledim. Biberin saldığı suyu döktüm sonra biberleri kavanozlara doldurdum. Ocağa bir tencereye soguk su koydum altına bir bez üzerine kavanozları ters olarak kapattım ve yaklaşık 15-20 dakika kaynattım.



En son olarak Kuzey komposto çok sevdiği için bu sene kışlık komposto da hazırlamaya niyetlendim 5 kg sertlerinden şeftali aldım. Hepsini aynı güne sığdırmak delilik gibi gelebilir ama mutfak batmışken ve bir kez niyetlenmişken hepsini yapip bu defteri kapatmak en mantıklısı. Şeftalilerin kabuklarını soydum ve küp küp gibi elde hızlıdan doğradım. Şeftalileri sertlerinden seçtim çünkü komposta yapacağım için çok erisinler istemedim. Aslında komposto için sevgili portakal agaci Hatice'nin tarifini uygulayacaktım ama artık yorgunluktan ve deminde dediğim gibi kafam bir dünya olduğu için unutup kestiğim şeftalilerin üzerine şekeri döküp buzdolabına kaldırmış buldum kendimi annem öyle daha lezzetli olacağını söyler hep. Bu akşam eve gidince şeftalinin büyük çoğunluğundan komposto yapacağım bir kısmından da reçel yapacağım bunu yaparken soyulmuş badem de kullanmayı düşünüyorum bakalım nasıl olacak yarın onların bitmiş hallerini de eklerim.
Kompostoluk ayırdıklarıma az şeker koydum
Reçellik olana daha fazla şeker. 3kilo şeftaliye 3 bardan şeker koydum

Domateslerin rendelenmiş olması büyük kolaylık sağladı bana geri kalanları en fazla 2,5 saatte hallettim. İnsanın gözünde büyüyor ama sonra bütün kış emeğinle hazırladığın bu güzelleri yemek yorgunluğun yanında hiç bir şey değil. Evde daha 4-5kg kadar tatlı sivri biber var güzel ve çoook hamarat twitter arkadaşım Elif şahane bir tarif verdi onu yapacağım sonuçları da tabiki hemen yazacağım.

Umarım bunca hazırlığı güzel günlerde keyifle yemek kısmet olur.

Hadi afiyetle kalın
 



10 Temmuz 2012 Salı

AysunTheSütçü

2 Seneyi aşkın zamandır haftalık süt tüketimimizi çok sevgili Aysun'un çiftliği, Gündönümü Çiftliği'nden karşılıyoruz. Herkes gibi benim de çiğ sütün hijyeni, hastalıklara açık olması gibi endişelerim vardı ancak Aysun'un 7 senedir hastalıklardan arı sürüsü ve hep sevgi dolu bahsettiği kızlarıyla ilgili bilgi edindikçe endişelerim dağıldı. Zaten çocukluğumuzda hep mahallenin sütçüsünden açık süt alırdık o zamanlar şimdiki kadar sorgulamıyorduk her şeyi ve dedikleri gibi henüz bu kadar kirlenmemişti dünya...

Aysun, Çerkezköy'de 35 dönüm arazisi üzerine kurulu çiğ süt üreten Göndönümü çiftliğinin, insana pozitif enerji depolayan güzel sahibesi, kendini Aysun the sütçü diye takdim ediyor :) Çiftlik esasen büyük süt markalarına çiğ süt sağlıyor bunun yanı sıra, parekende tüketicelere de çig süt ulaştırabilen başarılı bir sistemleri var. İstanbul'u belirli bölgelere ayırmışlar haftanın her günü başka bölgeye dağıtım yapiyorlar, sistem şöyle işliyor size teslimat gününüzden bir gün önce sms ile çiftlikle ilgili kısa bilgi eşliğinde siparişinizin olup olmadığı soruluyor. O gün verilen siparişler ertesi gün adresinize teslim ediliyor. Eğer 4 hafta sipariş vermezseniz sms sisteminden çıkıyorsunuz.

Evimize gelen süt genellikle hemen o gün bir taşım kaynatılıp dolaba kaldırılıyor. Ertesi gün sütün üzerinde oluşan hatrı sayılır kaymak tabakasını bir süzgeçle toplayıp daha sonra Kuzey'in çorbasına makarnasına pilavına eklenmek üzere saklanıyor malum kilo sorunundan dolayı biz pek nasiplenemiyoruz bu enfes kaymaktan :)  Kalan sütün bir kısmıyla yoğurt mayalıyorum, bir kısmını da içmelik olarak ayırıyorum. Eskiden muhakkak çikolatalı muhallebi de yapardım uzun süredir pek yapmıyorum açıkçası. Kendi mayaladığım yoğurdun harika lezzetini tarif edemeyeceğim yiyen bilir ancak :)  Gerçekten "süt" içtiğimi hissediyorum Aysun'un sütünü içtiğimde. Zaten uzun ömürlü kutu sütleri oldum olası sevmez hep günlük süt kullanmaya çalışırdım artık çiğ süte alışmış biri olarak hiç kutu sütü eve sokmuyorum.

 Aysun'un süt dağıtımı yaptığı kişileri dahil ettiği bir de mail grubu var; burada yoğurt mayalamanın püf noktalarından, peynir yapımına süt kullanımına dair yazışmalar yapiliyor. Ben çok faydalanıyorum bu yazışmalardan, hatta bir gün  bir üye online dondurma yapımını anlattı adım adım herkes yaptı dondurmasını afiyetle yediler :)  Mail grubundaki bilgiler sayesinde artık bozulan sütü dökmüyorum hemen ocaga koyup tuz limon eşliğinde kestiriyorum harika peynir elde ediyorum ve evet itiraf ediyorum kendimi bunu yapabildiğim için çok başarılı zannediyorum :))

Aysun her senede bir kaç kez olmak üzere piknik düzenliyor bu sayede bizim gibi süt alanlar işletmeyi daha yakından tanıyor, kızları görüyor ve birbirimizle de tanışmış oluyoruz. İşte 27 Mayıs'ta katıldığımız piknikten fotoğraflar;





Çocuklar çiftliğe varır varmaz aaa kelebek aa kertenkele diye sevinerek şehir çocuğu olduklarını hemen belli ettiler.
İşte mAysun kısa bir hoş geldiniz konuşmasıyla çiftliği tanıttı.

İneklerin yem harici beslendiği kuru ot karışımı, cocuklar hemen gidip kurcaladı tabi ki :)



Aysun'un kızları

gerçekten pek bir güzeller



ilk başta ineklere dokunmaya çekinen zıpırlar sonra onları sevmeye doyamadılar :)

Hem sevmek istiyor hem çok tedirgin :)


Aysun çocukları tek tek omzuna alarak kızlarının arasında dolaştırdı.

minicik yavruları beslemekten o kadar zevk aldı ki

Aysun Hanım sağım aşamasını ve sütün depolanmasını anlatıyor Zıpırcanlarda arkada keşif yapiyor

Her sağımdan önce ineklerin memelerinin temizliğini anlatıyor

Aysun çocukları tek tek omzuna alarak kızlarının arasında dolaştırdı.

Çiftliğe kadar gidilmiş ineklerle tanışılmış geriye sütü lıkır lıkır içmek kalıyor

Herkesin nefis şeyler hazırladığı ortak masadan görüntü

Dönüş yolunda babayı arkada çocuklarla oturmaya ikna etmek çok akıllıca oldu :) Yoksa 2 saat 18kg Kuzey'i benim taşımam gerekecekti :)
Çiftlikte tanıtım turu attıktan sonra ortak alanda herkes bulduğu masaya kuruldu ben pek doğa yaşamına uyumlu olmayan biri olarak her yeri basmış tırtıllardan pek tedirgin oldum sürekli üzerime tırmanıp durdular :)  Ama tırtıllara ve kene ihtimaline rağmen Aysun ile tanışmak çok keyifliydi, çok zor ve meşakatli bir iş yapiyor gerçekten. Yaptığı işi ne kadar sevdiği her kelimesinden hatta yüzünün ifadesinden dahi belli oluyor. Daha tanımadan sevdiğim Aysun'u artık daha çok seviyor ve takdir ediyorum, iyi ki var.

Eğer siz de Aysun the Sütçü'nün güzel sütlerine ulaşmak isterseniz mail atabilirsiniz.

aysunthesutcu@gundonumu.biz.tr