9 Temmuz 2012 Pazartesi

SELIMIYE

Dikkat bu bir tatil yazısıdır!

Bu sene bir arkadaşımızın tavsiyesini dinleyerek Marmaris Selimiye köyüne gittik. Kuzey doğduğundan beri her yaz tatiline arabayla çıktığımız için, uzun yola alışkın olmasından cesaretle yine arabayla gittik. Son 1 saat mızmızlanmalarını saymazsak eğer yolda hiç ama hiç sorun çıkarmadı. İstanbul'dan yola çıktık ve 12 saatte Selimiye'ye vardık. Arabada 3 şöför olmasının rahatlığıyla kimse ciddi anlamda bir yorgunluk yaşamadı bol sohbet ve muhabbetle yol çabucak bitti. Bizi şu manzara karşıladı;
Selimiye koyu'nun kuşbakışı görünüşü

Selimiye'de köyün sonuna doğru olan KIYI PANSIYON'da kaldık. O kadar güzel bir tatil geçirdik ki tadı damağımda kaldı, gerçekten hayal edebileceğimin üstünde huzur dolu bir tatil oldu. İşte detaylar;
KIYI PANSİYON  2011 Haziran'da açılmış bir işletme yani bu sene 2. seneleri. Haliyle yeni bir işletme olmanın verdiği heyecanla işletmeciler bildiğiniz arı gibi çalışıyorlar, bir dakika durmuyorlar bir bakıyorsunuz içecek servisi yapıyorlar bir bakıyorsunuz tuzlukları dolduruyorlar bir bakıyorsunuz sahildeki taşları düzenliyorlar. İşletme sahipleri Serap Hanım ve Serdar bey çok güzel insanlar bir de kızları var Elif Sena (5,5). Pansiyon küçük bir köy evinden çevrilmiş ve eklemelerle 8 odalı hale gelmiş. Odalardan çıkıp 7-8 adımda yemek masalarına geliyorsunuz ve burdan 2 merdiven aşşa inince denizdesiniz! Çocukla tatil 521354 kere odaya gitmek demek olduğu için odaların denize bu kadar yakın olması çok şahane. Odalar hergün temizleniyor  eğer çarşaflarında her gün değişmesini istiyorsanız onları da değiştiriyorlar her gün oda pırıl pırıl hale geliyor.

Sabahları kahvaltılar çok güzeldi bir gün yumurtalı ekmek, bir gün sigara böreği bir gün pogaça bir gün tepsi böreği gibi her gün kahvaltının yanına ekler yapiyorlar hepsinin çok leziz olduğunu söylememe gerek bile yok :) Ki bizim aile damak tadına güvenir bildiğiniz üzere :) Bakmayın bu kadar gülümseyerek yazdığıma bir de kabus yanı var tatilden 3,5 kilo alıp eve dönmek gibiii!
kahvaltı zamanı henüz ayılamamış kuki :)

İşletmecilerin çocuklarının olması harika gerçekten, çocuklar gönüllerince her yeri dağıttılar pansiyonun her köşesine bir oyuncak bir parça oyun hamuru ve boya kalemleri yayılmıştır eminim :) Şansımıza kaldığımız dönemde diğer odalarda konaklayan insanlarda çok tatlıydı çocukla tatil hiç sorun haline gelmedi. Bu yüzden 8 gün olarak yaptığımız rezervasyonu ordayken 12 güne uzattığımızı da bildirmek isterim :)
Elif Sena ve Kuzey

Sürekli didişip durdular tatil boyu Elif'in yüzünden anlaşılan yine bir didişme durumu var

Selimiye'de genel olarak pansiyonlar alışıla gelmişin dışında hizmet veriyorlar. Her pansiyon aynı zamanda restaurant bu yüzden yemekleri çok güzel ve özenli özellikle bizim şansımıza bu sene işletmeyle anlaşan ahçı Mehmet gerçekten çok başarılıydı. Biz 1 haftalık akşam yemeklerinde ne yemek istediğimizin listesini önceden hazırladık ve her akşam bu listeye göre yemeklerimiz hazırlandı hepsi çok lezzetliydi ve porsiyonlar gerçekten doyurucuydu.
Izgara ahtapot muhakkak yenmeli gerçekten nefisti biz 3 ya da 4 akşam yedik, biraz abarttık sanırım :) Balık güveç ve Kabak çiçeği dolması da çok güzeldi tadı damağımızda kaldı :)

limon soslu ahtapot ızgara
Bunun dışında Selimiye'ye gidip hayran olmamak mümkün değil tabi aradığınız sessizlik ve huzur ise. Çünkü gece hayatı yok yapabileceğiniz en çılgın eğlence köyün içinde meşhur restaurantlarda sessizlik içinde yemek yemek :) Herhalde tatil boyunca hiç muzik duymadım diyebilirim. Selimiye'ye giderseniz Çeri Cafe'de tatlı yiyin, biz çikolatalı kek ve çilekli tart yedik harikaydı. Biraz ilerisinde de Paprika var orada da haşhaşlı muhallebiyi tadın.
Çeri'de çikolatalı kek ve süt
Paprika'nın Haşhaşlı tatlısı


Dünya tozpembe değil tabiki gelelim hoşumuza gitmeyenlere, Selimiye sevimli ve küçük bir köy olduğu için orada bol bol yerlisiyle köylüsüyle muhabbet edip sohbet edebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Herkes ya İstanbul'lu ya Ankara'lı. Tüm köylü neredeyse bütün arazilerini elden çıkarmış hep büyük şehirden gelen akıllı(!) işletmeciler yerleşmiş her yere. Bir iki işletme köylüye ait Sardunya -ki buraların en meşhur yeri- bunlardan biri. Köyün bana göre bir kişiliği yok yani köyde üretilen köylünün var ettiği hiç bir şey yok. Sabahları çiğ süt içmek istedik ama köyde satılmadığını söylediler, halbuki ortada gezen inekler görebiliyorsunuz, köy yumurtası bulsak diye sorduk onu da bulamadık. Çarşamba kurulan pazarına gittiğinizde köyde üretilen, yetiştirilen hiç bir şey yok. Selimiye çok kapalı bir koy bildiğiniz havuz. Su akıntısı olmaması denizin de temizlenmesini engelliyor deniz öyle berrak cam gibi değil. Akşam üstü yatların çoğalmasıyla inceden bir mazot kokusu gelebiliyor burnunuza. Genellikle konaklama yapılacak işletmeler köyün içerisine doğru ve burdaki limanda Temmuzda 100'ün üzerinde tekne ve yat olduğu söyleniyor ben şahsen bu dönemlerde limanın içindeki işletmelerde kalmayı tercih etmem. Bizimki gibi koyun ucuna doğru olan işletmeleri tercih etmekte büyük fayda var.

Selimiye'nin Haziran başındaki sımsıcak denizi, kaldığımız pansiyonun güzelliği, lezzetli yemekler, huzur ve sakinlik... başka ne isterki insan? Biz önümüzdeki bir kaç sene daha Selimiye'ye gitmeyi ve özellikle aynı işletmede kalmayı şimdiden planladık, hatta 8 çocuklu çift olarak hep birlikte gitmeyi bile düşünüyoruz artık yıkar mıyız oraları yakar mıyız yoksa o kadar çocukla işletmecileri delirtir miyiz bilemiyorum :)
Son gün Mehmet'in bize hazırladığı meyve tabagı :)

Hemen sağdan aşağı merdiven iniyor küçük bir taşlık ve sonrası denizz

Deniz sıcacık olunca denizden çıkmadı tabiki

Resim yazısı ekle



Ve Kıyı Pansiyon'ın 10 kaplan gücündeki çalışanları. Soldan sağa Kuzey, ahçı Mehmet, İşletmeciler: Serdar Bey, Serap hanım, Kızları Elif Sena


Kıyı Pansiyon'a ulaşmak için,
http://www.neredekal.com/selimiye-kiyi-pansiyon/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder