25 Ekim 2013 Cuma

Haftasonu ne yapsak?

Bu haftasonu hava durumu sitelerinin müjdelediği üzere hava güzel olacak. Ben de fırsattı kaçırır mıyım hemen Kuzey'le birlikte yapabileceğimiz etkinliklere göz attım ve katılabileceğimiz güzel etkinlikler buldum.

 Belki siz de tam şu anda benim gibi "bu haftasonu nereye gitsek" diye düşünüyorsunuzdur diye paylaşayım dedim, ne demiş ünlü bir düşünür :) Hayat paylaşınca güzel!




SSM Sakıp Sabancı Müzesi Dünya Bu Eser İçin Çok Küçük 5-6 Yaş

Çocuklar, onlar için hazırlanmış beyaz bir galeri, kamusal alan ve doğa maketleri için soyut biçimler tasarlayacaklar. Küçük büyük algısı, objenin mekanı var etmesi, soyut figür gibi kavramları tartışacaklar. Küçültülmüş dünya içine büyük eserler yapıp yerleştirecekler.
27 Ekim Pazar 11.00-13.00 (5-6 Yaş) / 14.00-16.00 (5-6 Yaş)
Rezervasyon için 0216 550 97 62 nolu telefonu arayabilir ya da ssmegitim@sabanciuniv.edu adresine elektronik posta gönderebilirsiniz



ISTANBUL MODERN Foto-Çizgiler
5-7 Yaş
Fotoğraf ve resim sanatı arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların ele alındığı atölye çalışması bu iki sanat formunu Erol Akyavaş’ın çalışmalarından esinlenerek buluşturmayı amaçlıyor. Çocuklar sanatçının mimari yapı görüntülerinin üzerine yaptığı çizimlerden oluşan
sanat çalışmalarını değerlendirerek programa başlıyorlar. Uzman eşliğinde sergi gezisinin ardından atölyede onlar için hazırlanan fotoğraflar üzerine çizimler ve boyamalar yaparak sanat çalışmalarını tamamlıyorlar. Böylece, farklı sanat formlarını birlikte kullanarak sanatsal becerilerini geliştiriyorlar.
Etkinlik Tarihleri:
5-7 Yaş: , 27 Ekim'te saat 15.00'te,



DAVULUMDAN MASALLAR

Davulumdan Masallar; oyucu/anlatıcının müzikler yaparak masalı anlatmasını ve masal içinde oluşturduğu oyunlara çocukları aktif bir şekilde katmasını, aynı zamanda onlarla birlikte müzikler performe etmesini içermektedir. 


Katılım ve kayıt için 0216 445 61 71 veya 0533 423 26 55 numaralı telefonları arayınız.

Kiminle: Perküsyonist ve ritim eğitmeni Serkan Kırmızı
Nerede: Suadiye Özel İzci Anaokulu
Ne zaman?: 26.10.2013
Saat: 11.00-12.00
Adres: Eminali Paşa Caddesi, Beyaz Gül Sokak
No:6 Suadiye/ KADIKÖY 
Ücreti: 40 TL.'dir.




Biz yukarıdaki etkinliklere ek olarak yenilenen ve çok çok güzel olan Göztepe parkına gidip bool boool temiz hava alacağız.

Ya siz neler yapmayı planlıyorsunuzbu haftasonu?




22 Ekim 2013 Salı

Sade Yağ / Ghee yapımı


Bu sene Kurban bayramında kayınvalidemin memleketi Nazilli’ye gittik. Büyük şehirde doğmuş büyümüş bir “şehirli” olarak kurulan pazarlarda kendimi kaybettim diyebilirim. Dönüşte uzunca bir süre bize yetecek peynir, tereyağı ve incir stoğuyla döndüm :)

Nazilli'den aldığımız tereyağı lezzetli olmasının yanı sıra ayranlı diye tabir edilen yağı tam ayrıştırılmamış ve içinde oldukça süt içeren bir yağ. Bu yüzden bu yağ uzun süre dayanmaz, belirli bir süre sonra yağın içinde yer yer küfler oluşur. 

Yaklaşık 2kg kadar aldığım tereyağını nasıl saklayacağımı düşünürken sade yağ/ghee yapmaya karar verdim. Benim yola çıkış amacım tereyağının daha uzun dayanmasını sağlamaktı ancak araştırırken bulduklarım çok daha önemli sebepler verdi bana. Bir kere sağlık açısından çok faydalı olduğunu öğrendim, bir de köyden alınan tereyağları maalesef ki tahmin ettiğimden daha fazla “yabancı madde” içeriyordu detayları vermeyeceğim ama sanırım bir daha asla ve asla tereyağını eritip süzmeden kullanmam...

Sade yağ yoğurttan elde edilen bir yağdır. Tereyağından farkı, içerisindeki su ve diğer kuru maddeden tamamen ayrıştırılmasındadır. Tereyağı yaklaşık %80 yağ ihtiva ederken, sade yağ %99.5 süt yağıdır. Bu özellik sade yağın dayanıklılığını arttırmaktadır. 


İnternette araştırırken bulduğum bilgilere göre  Sade Yağın Faydaları şöyleymiş,
·        Besleyici ve doku yenileyicidir.
·        Hazmı düzenler, biyo-emilimi ve biyo-yararlanımı arttırır. 
·        Bağ dokuyu yağlayıcıdır. 
·        Kemik iliğini ve sinir dokusunu geliştirir ve korur.
·        Gebeliği destekler.
·        Zekayı ve tüm zihinsel fonksiyonları geliştirir.
·        Karaciğer Fonksiyonlarını destekler.
·        Bağırsaklar ve Bağ Dokudaki Enzim Fonksiyonu arttırır. 
·        Kan ve Plazmadaki tıkanıklığı önler.
·        Raf ömrü sınırsızdır.
·        Yüksek ısıya dayanıklıdır. ( 240° C’e kadar)



Sade yağın yapımı;



Tereyağını tabanı kalın bir tencereye alıp ocağın en küçük ateşine koyun. Ben 2 Kg tereyağını biraz parçalayarak koydum.





















Tereyağını tamamen eridikten sonra ocaktan alın. Üzerinde biriken köpüğü bir kaşık ya da süzgeç yardımıyla toplayıp dökün. Daha sonra erimiş tereyağına 2 su bardağı soğuk su ekleyip karıştırın.
Ve dolaba kaldırın.















Bu karışım bekledikçe yağ yukarı çıkıyor ve ayranlı kısmı dibe çöküyor. Ben yağı tencereyle birlikte buzdolabına kaldırdım. Ayranlı suyun üzerinde biriken tereyağı donduktan sonra dolaptan çıkardım ve bir bir köşesinden delik açıp ayranlı kısmı döktüm. Aynı işlemi 3 defa yaptım ve sulu kısımdan tamamen ayrılmış saf süt yağı elde ettim. 2 ayrı kavanoza böldüm ve buzdolabına kullanıma hazır şekilde yerleştirdim.









Bu ayrıştırma işlemini su eklemeden de yapabilirsiniz. Devletsah  tarifi benim uyguladığımdan biraz daha farklı, su kullanmadığı için ayranlı kısmı dökmek yerine değerlendirmiş bu tarif de uygulanabilir. 



Afiyet olsun! 




12 Ekim 2013 Cumartesi

Diyet Günlüğü

Diyet Günlüğü

18 Agustosta başladığım diyete devam ediyorum bugün itibariyle 12,5 kg verdim. Artık her gören kilo verdiğimi farkediyor. Şu yazımda neler yaptığımı az çok yazmıştım. Aynı şekilde devam ediyorum. Karbonhidrat tüketimim meyve, sebze ve bakliyattan ibaret,bunların dışında karbonhidrat olarak sadece haftada 1 kepekli makarna ve haftada 1 kepekli pirinç tüketiyorum.
 Her gün ögünlerimi mümkün olduğunca IG hesabımda paylaşıyorum. Ana öğünler dışında hiç bir şey yememeye özen gösteriyorum, arada eger akşam acıkmışsam 1 bardak süt içiyorum.

 Halen spora başlayamadım, arada bir kendimi yorgun hissetmezsem evdeki kondüsyon bisikletine biniyorum ama geçen hafta sadece 2 kere bindim. Aslında kilo verişimde duraklama olan şu dönemde bir an önce düzenli binmeye başlamam şart!

Şeyda Coşkun'un sosyal medya hesaplarında paylaştığı tavsiyeler ve gazetelerde yayınlanan menülerinden yola çıkarak kendime uyarladığım 1 haftalık listem aşağıda, bugün ne yesem diye alternatif arayanlara umarım faydası olur :)


1.Gün



Sabah: 2 Haşlanmış yumurta
Öğle: 1/2 Ananas
Akşam: 1/2 Ananas 1 Bardak süt















2.Gün



Sabah: Izgara mantar, 1 haşlanmış yumurta
Öğle: Izgara somon
Akşam: Izgara biftek, közlenmiş kırmızı biber ve az salata














3.Gün



Sabah: 1 yumurtadan omlet, peynir, domates
Öğle: Domates sosunda kepekli makarna
Akşam: Fırında palamut














4.Gün



Sabah: 1 kase çilek +3yk yulaf
Öğle: Izgara tavuk göğsü
Akşam: Taze fasülye














5.Gün



Sabah: Keçi peyniri, domates, maydanoz
Öğle: Domatesli mantarlı kepekli pilav
Akşam: 1Kavrulmuş kabak














6.Gün



Sabah: Peynir, 1 tam ceviz, domates, roka
Öğle: yeşil mercimekli, peynirli salata + tavuksuyu çorba
Akşam: Izgara palamut














7.Gün



Detoks günü;
Sabah: 1 elma rendesi +3 kaşık haşlanmış karabuğday, bol tarçın
Öğle: 1 elma rendesi +3 kaşık haşlanmış karabuğday, bol tarçın
Akşam: 1 elma rendesi +3 kaşık haşlanmış karabuğday, bol tarçın












7 Ekim 2013 Pazartesi

Örgü Bere Modelleri


Totoro en sevdiğim kahraman! Ne harika olmuş değil mi!
Kış artık kendini belli etmeye başlıyor. Şahsen ben kalın çoraplara ve şallara hızlı bir geçiş yaptım bile. 
Kış demek örgü demek benim için, örgü kıyafetler, aksesuarlar kullanmak ve eğer zamanın varsa bunları kendin yapabilmek! Bence örgü insanı inanılmaz rahatlatan bir hobi, üstelik tek faydası rahatlamak, stres atmak değil ortaya çıkan harika ürünleri kullanmak gibi de bir güzelliği var:)




Örgü örmeyi de çok severim ancak buna çok zaman bulamıyor olmam kimse için süpriz olmasa gerek :) Keşke bir gün söyle 30 saat olsa da böyle güzel şeyler yapmaya vakit bulsam!:) 

Geçen sene amigurumi aşkına aldığım rengarenk yaklaşık 30-35 yumağın beni evde mahsun bir şekilde beklerikleri geldi aklıma ve zamanında Pinterest denizinde yüzerken bulduğum, çok beğendiğim ve bir gün yapabilmeyi ümit ettiklerimi tekrar gözden geçirdim. Madem ki bitmişini paylaşamıyorum, bari yapmayı istediğim ve çok beğendiğim modelleri paylaşayım dedim :) 

Kimbilir belki bir kaç hafta sonra "
"Bakın o yazıdan sonra bu bebekleri yaptım, işte yapılışları" diye bir post yazarım. Ne derler bilirsiniz, "bir umuttur yaşatan insanı"




Dinozor sevenler için harika bir bere! Bebekler için kilot da muhteşem olmamış mı? 


















Aç tırtıl! Kuzey'in sanırım doğduğundan beri en çok okuduğumuz kitabın kahramanı:) Aslında bu bereyi yapmak zahmetli değil, başlangıç için çok uygun bir model. 


















Bu kadar sevimli bir bere hangi çocuğa yakışmaz ki?





















 Veee amigurumi Sheldon! Bazinga! bunu birgün muhakkak yapacağım!
 Bunu Kuzey'e yapabilsem havalara uçar sanırım! Starwars seven tüm cocuklar için çok güzel bir model.

İşte bu da Vecihi beresi :)) 


















Meter bereyi sevmeyecek bir tane bile erkek çocuğu var mıdır acaba :))

Ve bu da kızlar için Hello Kitty! Berenin güzelliğine mi baksam yoksa kız cocuğunun güzelliğine mi! 
















Benim favorim Totoro, ya sizin ki?












4 Ekim 2013 Cuma

Devlet okulu mu? Özel okul mu?


 "Çocuk büyüdükçe derdi de büyür" sözü bana çok saçma gelir-di.
 Bence bir çocuğun en zor dönemi 0-2 yaş arası. Bir kere ilk çocuksa ebeveynler o kadar acemi oluyor ki her şeyi hem kendileri hem bebekleri için daha da zor ve karmaşık hale getiriyorlar. İnsan ancak zaman geçtikçe ve deneyimler arttıkça daha rahat biri haline dönüşüyor.
 Çocuğun 2 yaş sonrası iletişim kuran, arkadaşlık edebilen ve sosyal paylaşımı tavan yapmış hali benim en sevdiğim hali. Kuzey 2 yaşını doldurduktan sonra her geçen günün tadına daha doyulmaz oldu, birlikte sohbet etmek, sinemaya gitmek, o haftasonu ne yapacağımızı planlamak, sevgisini ifade edişi paha biçilmez mutluluklar. Bu yüzden çocuk büyüdükçe güzelleştiğine inananlardanım ben. Tam bu yüzden "Çocuk büyüdükçe derdi de büyür" diyenlere anneliğin şanından olan bir küçümsemeyle gülerdim. Sonra anladım ki bu da doğruymuş! 
Çocuk büyüdükçe evden dışarı çıkıyor, sizin onun için kurduğunuz güvenilir, huzurlu ve "sizin tercihleriniz"e dair yaşamdan kopup hayatın içine karışıyor. Çocuğun anaokuluna gitmesiyle genelde anne-babalar ilk şoku yaşıyorlar. Bir ken bin düşünmeye başlıyorlar, aile içinde verdiklerinle okulda verilenler çatışmaya başladığında hayat karmaşıklaşıyor. Biz bu süreçlerin içinden geçtik çok şükür, ve şunu diyebilirim ki epey törpülendik. Bu yüzden yeni anaokula başlayacak annelerin kriterlerini duyunca hep bir tebessüm gelir yüzüme. Kuzusu anaokuluna yeni başlayacak annelerin gözlerinden öpüyorum, neşeli günler onları bekler :)