Çocuk yetiştirirken herkesin belli hassasiyetleri var ve bu hassasiyetlerimizi kendi hayat görüşümüzle harmanlayarak çocuklarımızı yetiştiriyoruz. Nasıl bir çocuğum olsun diye düşündüğümde aklıma ilk gelen barışcıl, insancıl, anti-militarist, sevgi dolu bir çocuk olsun-du. Kuzey'i yetiştirirken de asla başka birine vurmasına, şiddet göstermesine izin vermedik, bu doğrultuda şiddet içeren çizgi film izlemesine ve hatta oyuncaklarla oynamasına dahi izin vermedik. Peki doğru mu yaptık?
Kuzey fıtrat olarak sakin ve uyumlu bir çocuk, 14-15 aylarında bir dönem vurmayı öğrenerek önüne gelene vurmuşluğu da oldu ama allahtan çok kısa bir sürede atlattık. Ben uber müdahaleci anne olarak birine ya da bir şeye vurmaya kalkıştığında bır bır konuşarak bu davranışlarını bastırdım tabi ki (bu yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu öğreneceğim günlerden habersizdim elbette). Kuzeyi bu davranışlardan uzak tuttugun için gayet mutluydum ta ki yuvaya başladıktan sonra sürekli dışarıdan darbe almaya başladığına kadar.... Bir şey dank etti! Benim çocuğuma ögrettiğim, anlattığım şey aslında gerçek olan değil ideal olan dünyaydı. Olmasını arzuladığım dünya! Ama yaşadığımız dünya bu değil! Bir gün yanağı tırmalanmış geldi, diğer gün burnu, ertesi gün dudağı! Oğlum arkadaşın sana vururken sen ne yaptın? diye sorduğumda parmağını kaldırarak "Ona yaptığının yanlış olduğunu söyledim Anne!" dedi. Üzüldüm hatta kahroldum. Yani çocuk şunu söyledi "anne sen bana bunun sürekli yanlış olduğunu söyledin, ben de arkadaşıma bunu söyledim ama hiç bir işe yaramadı. Demek ki senin söylediklerin doğru değilmiş ve Ben zarar görmeye devam ettim!" Evet o anda yıkıldım ve hata yaptığımı farkettim çünkü çocuk karşılık veremediği zaman ezilmeye başlıyor. Okulu aradım konudan haberdar ettim, oğlumu neden gözetmediklerini sorgulamadım elbette ama öğretmen çok anlık olduğunu, müdahale edemediğini, çocuğu uyardıklarını hatta velisini çağırdını söyledi ama bunlar elbette bir yere kadar. Esas olan çocuğun kendisini korumasını öğrenmesi gerek. Birisi ona vurduğunda karşısındakini itmesi kendinden uzaklaştırması gerek ya da göz dağı vermesi, "hey sen bana istediğinde vuramazsın" demeyi bilmesi gerek! Çocuğa sürekli müdahale ettiğimizde onun iç dengesini bozuyoruz malesef belki o kadar çok baskılamasaydım kendini korumayı öğrenebilecekti. Danıştığımız psikolog sevgili Iraz Toros Suman derki; Çocuğunuza birisi vurduğunda içgüdüsel olarak ona karşılık vermek ister işte tam o anda aklına annesi gelir ve ona sürekli başkasına vurmasının ne kadar yanlış olduğunu söylediğini hatırlar ve vurmaz, kendini ifade edemez duygularını BASTIRIR. Bu baskı daha sonra farklı yollarla ortaya çıkar ki biz de konuşurken takılma, kekeleme gibi tepkilerle ortaya çıktı bu bastırılmıslık hissi. Ve ilk seansta danışman Kuzey'in fazla uyumlu olduğunu söyledi yani hemen hemen hiç agresyon göstermiyordu ve bu sonradan öğrenilmiş bir davranıştı. Türkçesi ben aman öfkelenme, sakın vurma, oyunu kaybettiğinde asla tepki verme gibi sürekli telkin ede ede aslında çok insanı olan öfkelenme, kızma duygularını bastırmıştım. Dışa vuramadığı agresyon konuşma bozukluğuna neden olmuştu! Benim aşırı müdahalelerim sonucuydu kekelemesi! Yaşadığım vicdan azabını anlatamam ama anne olanlar tahmin edebiliyordur.
Şimdi ne yapalım çocuğa yıllardır almadığımız silahı koşa koşa alalım mı? Ya da savunma sanatını mı öğretelim? Hayır ama bunun hayatın bir parçası olması gerektiğini bilelim, çocuk şiddet oyuncaklarıyla da oynayacak! Bu o kadar -benim korktuğum kadar- korkulacak bir şey değil-miş. Silah demek, kılıç demek, güç demekmiş. Çocuklar bu oyuncaklarla kendilerini güçlü hissedermiş ve bu hisse gerçekten de ihtiyaçları varmış. Şimdi utanıyorum bir bayram günü eşimin abisi çocuklar için çatapat, fişek, kızkaçıran vs gibi şeyler almıştı ben son derece ukala bir şekilde çocuğumun bu tür oyuncaklarla oynamasına izin vermiyorum kusura bakmayın diyip izin vermemiştim. Annelik demek hep bir pişmanlık demekti di mi?Şimdi ne mi yaptım? Gittiğimiz oyun terapilerinin sonunda hislerini daha net ifade etmeye başladığında ilk söylediği şeylerden biri "ben oyuncak silah istiyorum" olan oğlumla paşa paşa oyuncakçıya gittim ve istediğini al dedim. 10 kere bana 20 kere silaha bakıp gerçekten alabilir miyim diye soruşunu ömrümce unutmam. Evet aldık, eve geldik, 2 bilemedin 3 gün oynadı yaklaşık 1 aydır odasında köşede duruyor ve OYNAMIYOR. Yani çocuğu bir şeyden uzak tutmaya çabaladıkça onda bir ulaşma arzusu yaratıyoruz.
Duygularını ifade etmesi için neler mi yapiyoruz; bir kere bir oyun oynadığımızda kaybettiğimizde sinirleniyoruz ve kızıyoruz ve bunu ifade ediyoruz çünkü kazandığında sevinmek kadar kaybettiğinde üzülmek de insani bir duygu. İstediği bir şey olmadığı zaman ve sinirlendiği zaman Kuzeyciğim bunu yapmadığımız için kızdığını biliyorum haklısın. Ya da bu yaptığımıza kızdın değil mi? gibi cümlelerle kızgın olduğunu dile getirmesinin yanlış olmadığını vurguluyoruz. Kendimiz bir şeye kızdığımızda 3-4 hafta gibi kısa bir sürede çok büyük gelişim sağladık. Artık hislerini dile getiriyor, bu yaptığın beni çok üzdü, bunu yaptığın için çok kızdım gibi cümleleri çok sık duymaya başladık. Ve ne oldu.. konuşması %90 oranında eskiye döndü...
--

Ağlayarak okudum anne olan anlar.
YanıtlaSilSen çok iyi annesin
Tütencim çok teşekkür ederim, beni anladığını biliyorum :)
SilEvrimcim cok sagol paylaştığın için hiç farkında olmadığım seyleri öğrendim
YanıtlaSilPericim çok sevindim beğendiğine, yorumuna da çok mutlu oldum
SilSüper bir yazı ya,bu deneyimini paylaştığın için çok teşekkürler..
YanıtlaSilBenim de, babasının da düşüncesi, "vurulmaz canım kardeşe" "şiddet kötüdür" "sana vuranı sen öğretmenine söyle"tadında mesajlardan çok uzak, evet şiddet kötüdür ama sana şiddet gösteriliyorsa ver yavrum cevabını,elinde de kalmasın, içinde deye çok yakın:)
Paylaştığın bu deneyiminle ilgili yazı sayesinde etrafımda bu fikrimi belirttiğim anneler tarafından "aa manyak la bu"yaftasının tam anlamıyla bir safsata olduğunu biliyorum artık, yüreğime su serptin:)
Ah Tubacım çok doğru davranıyorsun, kendini erdirmemek dedikleri işte bu. Tabi ki oğlum gidip başka bir çocuğa vurursa içim üzülür ama kendine vuran birine karşılık verirse hiç de üzülmem! Ben de bunu keşfetmiş oldum biz deneme yanılma yoluyla bulduk sen baştan bulmuşsun aynen devam :)
YanıtlaSilpaylaştıklarında 5,5 yaşındaki kızımı gördüm..bende senin gibi toz pembe bir gözlükle,kitaplardan okuyarak paylaşmayı,merhameti,empatiyi bilen,konuşarak anlaşmayı bilen,evde ve çevremizde kavga ortamından uzak bir prenses büyütmüşüm bu yaşına kadar...Anaokulunda vurana vur diye okula gönderilen çocuklara mı yanayım,şiddete yönlendiren ailelerine mi yanayım...
YanıtlaSilBende öğrencilerime dayak yediyseniz karşınızdakine sizde vurun ki canınızın ne kadar yandığını anlasın diyorum, en azından karşı tepkiyi anlamlandırmış oluyoruz böylelikle , endişeniz çok normal hepimiz yaşıyoruz zaman zaman ama hayatı ancak yaşayarak öğrenecekler bu yüzden çok fazla yönlendirmeden kendi duygularını isimlendirmelerine fırsat vermek lazım, sevgiler
YanıtlaSilEtkaca kesinlikle en temel olanı fazla yönlendirme yapmamak, ne kadar çok müdahale ediyorsak o kadar bozuyoruz. Sevgiler
YanıtlaSil