Salı gününden beri gezi parkındaki direnişe katılanları sosyal medyadan
izleyebildik sadece. Elif Derya ve diğer sosyal medyadan tanıdığım arkadaşlarım İrem, Aysim, Melike ve diğerleri an be an
tüm yaşananları paylaştılar. Gayet zararsız bir grup vardı parkta sanatçı, üniversiteli, anne, teyze, amcaydı oradakiler ve bir parkın rant uğruna talan edilmedine razı değillerdi. Ve derken bir sabah baskın yediler, cadırları yakıldı, gaz bombalarına maruz kaldılar...
1 Haziran'da Taksim'e gitmemin sebebi oradaki insanlara hayvanmışcasına, hainmişcesine, düşmanmışcasına muamele edilmesini kendime yedirememekti. Dini, dili, ırkı, cinsiyeti, cinsel tercihi ne olursa olsun bir insana yapılamayacak bu davranışları kabullenemedim. Nereye kadar bu şiddet? bu zulüm? Bu ülkede gelecekte yaşayamayacağımı düşündüğüm günlerin sayısı giderek artmakta...
Taksim'e doğru yol alırken amacım oradaki insanların yalnız olmadığını göstermekti. Dövülen kadınların, üzerine acımasızca gaz sıkılan, öldüresiye su sıkılan insanların yalnız olmadığını söylemekti. "Hiç bir insana böyle davranamazsınız, kimse yalnız ve sahipsiz değildir" demekti! Gittiğimde göreceklerimi hayal edemiyordum. Çok ama çok korkarak gittim; bir kere ben çok alerjik biriyim, biraz sigara dumanında kalırsam nefes alamam, ayrıca kiloluyum azıcık harekette hemen yorulurum, koşmam gerekse hızlı koşamam... Ama evde de oturamam nasıl oturayım, her gün korkuyla nasıl yaşayalım.
Taksim'e Karaköy üzerinden gittik yollar açıktı tünelden Taksim'e çıktığımızda savaş alanıydı gördüğümüz. Bazı dükkanların camları kırılmışti ama içeri kimse girmemişti! Asla yağmalanmamıştı. Fransız konsolosluğunun oraya yaklaştığımızda 1000 kişiye yakın bir topluluk vardı. Asla güvenik güçlerine taş,sopa vs atan yoktu, etrafa zarar veren yoktu. Gider gitmez gaz bombası attı polis, koşmaya başladı insanlar sokakların arasına anlatamam korkuyu, can pazarını... Ne yaptık ki biz ? Birinin canına mı kastettik, birine mi saldırdık, en ufak bir maddi/manevi zarar mı verdik?
Daha sonra kalabalık bir grup ile birleşirsek zarar görmeyiz diye düşündük ve aralarında arkadaşımız olan bir gruba katılmaya gittik. Beyoğuna çıktığımız anda gaz bombalarının arasında kaldık. Bir arasokakta sıkıştık, eğer kendimizi ordan dışarı atmasaydık şuanda ya hastanedeydik ya da bilmiyorum... Sağımız, solumuz gaz bombası doldu nefes almak, etrafı görmek mümkün değil, öldük dedim, bittik... Bir köşeye yığılsak yaralılara saldıranlar, tekme tokat dövenler geldi gözümün önüne koşamadım, ayaklarım tutmadı, eşim olmasa yanımda ne olurdu halim bilmiyorum... Ben bunu haketmedim, hazmedemiyorum bunu. Yaptığım sadece sesimi duyurmaktı, zulum görenlere yalnız değilsiniz demekti, bizi hiçe sayamazsın demekti, cocuğum için daha özgür bir gelecek istiyorum demekti, satın aldığınız medya tarafından uyutulmuyorum, her şeyin farkındayım demekti!
Bana bunu layık görenleri affetmeyeceğim. Bu insanlık suçunda yanımda olmayanları affetmeyeceğim çünkü ben ne zaman birinin özgürlüğüne saldırıldıysa yanında oldum. Başörtüsü mevzu olduğunda da, farklı cinsel tercihleri olanlar yaralandığında da, farklı etnik kökenliler hedef gösterildiğinde... Ben hiç bir siyasi partinin mensubu olmayan, insanın, insanca yaşaması gerektiğine inanan ve her türlü ayrımcılığa karşı olan sıradan bir insanım.
Gezi parkı direnişi bir sembol oldu, Birbirine düşman futbol takımlarının taraftarı birlikte yürüdü, farklı siyasi görüşteki insanlar yan yana bağırdı, farklı cinsel tercihleri olanlar birbirine yardım etti, farklı kökenden gelenler birbirlerinin yarasını sardı. Yaşanan kötü şeyleri, provakasyonları değil bibirine kenetlenenleri görsün gözler, istediğimiz sadece daha insanca yaşamak!
@blogcuanne
@saryaderya
@gunun_corbasi
@pinarmermer (çocuklara olayları nasıl anlatalım?)
@obeydag
@vintageduygular







eline, çabana sağlık! konuşurken ağzı köpüren, vatandaşından nefret eden, diktatör başbakan istemiyoruz! çocuklarımızın geleceğinde söz sahibi olmak ancak bize düşer.
YanıtlaSilElinize ağzınıza sağlık...
YanıtlaSil